İKİZLERİN “MÜŞTEREK” HAYATI…

Geçen gün ,kendisi (tek yumurta) ikiz eşi olan bir anneyle tanıştım…Bana ikiziyle yaşadıkları  “müşterek” hayattan bahsetti biraz ve her anlattığı olayla ilgili bana ders niteliğinde etkileyici tavsiyelerde bulundu!

twins pic

Doğduklarından beri her olayda, her konuda inanılmaz bir işbirliği yaptıklarını ve hep söylendiği gibi ikisi biraya geldiklerinde gerçekten “mükemmeli” oluşturduklarından bahsetti! Birisinin resim kabiliyeti çok iyiyken bir diğerinin müzik yeteneğinin çok geliştiğini  hatta sınavlarda ikisinin de aynı soruyu bitirmeden bir diğer soruya geçmediklerini gülerek anlattı! Küçükken başlayan bu müşterek hayat yaşama halinin büyüyünce de devam ettiğini örneğin ;biri yanında para taşırken diğerinin buna ihtiyaç duymadığını, her ikisinin de ehliyeti olmasına rağmen sadece birinin araba kullandığını kendisi de gülümseyerek paylaştı!  Tamamen içgüdüsel gelişen bu hadisenin aslında anne ve babalarının tutumuyla çok üst seviyelere ulaştığını ve büyükdüklerinde kendileri için oldukça sıkıntı günlere sebebiyet verdiğini anlatınca şaşırmadım diyemem!

Ortaokulda,ebeveynleri tarafından  ayrı sınıflara gönderilmeleri nedeniyle her ikisinin de bir hafta ağlayarak aynı sınıfa geçmeyi başardıklarını ama bunun aslında onlara yarardan çok zarar getirdiğini bugün daha iyi anladığını söyleyince bu işin üniversitede bile  devam etmiş olduğunu tahmin etmemiştim! Evet inanması güç ama ayrılmamak adına her ikisi de aynı bölüme girmeyi başarmış :)

Giyim konusuna gelince; aynı kıyafet alınmazsa (böyle zamanlarda ikizinin daha sakin bir tutum sergilediğini ,ağlama görevinin ise  kendisinde olduğunu! ) ağlayarak aldırmayı başardığını ve asla farklı birşey giyinmeyi kabul etmediklerini söylediğinde kafamda adeta  şimşekler çaktı!  Çünkü bizim evde de bazen  aynı kıyafetin farklı bir rengi için bile  saatlerce ne dil döktüğümü ve bunun beni ne kadar yorduğunu anımsayınca  “anneni çok iyi anlıyorum” demekle yetindim :)
“Mutlaka ayrı odaları olsun!” dedi. Ama “onları ayırmak sanki bir uzuvlarını koparmak gibi geliyor bana! ” dediğimde bana döndü ve “Evet işte o yüzden ikizim evlendiğinde ben o odada yatamadım  ,duvarlar üstüme üstüme geldi sanki terkedilmiş eksik kalmışım gibi hissettim…O günlerde yaşadığım acıyı kelimelerle anlatamam ” dedi.Bu konuşma esnasında belki de sınıflarını ,odalarını ayırmak benim  hissettiğim kadar acı vermeyecek onlara aksine bireysel yaşamda aidiyet kazanmaları konusunda onlara daha büyük fayda sağlayacak ama önce benim buna kendimi hazırlamam gerektiğine inandım.

Buarada 35yaşına gelmiş bir anneden dinliyorum tüm bunları.

Haliyle onun ağzından dökülen her kelimede sanki anlattıklarıyla  kızlarımın hisselerine tercüman olduğunu düşünüyorum hem de beni çok çok iyi anladığından aslında benim kızlarımla yaşıt erkek çocuğu olan bir anneyle dertleşiyor gibiydik…

Şimdilerde  kendisi de evli çoluk  çocuk sahibi biri olduğundan biraz daha günlük hayat meşgaleleriyle oyalandıklarını ama ayrı kaldıklarında her ikisinin de evlatlarından ayrı kalmış hissi yaşadıklarını söyleyince kızlarımı düşündüm ve gözlerim doldu!Bir kardeşleri daha olmasına rağmen  “İkizimle  yanyana olduğumda ben , ben oluyorum!” demesi aslında ikizlerin , farklı zamanlarda doğan kardeşlerden biraz daha farklı bir bütünü tamamladıklarının en güzel ifade şekliydi belki de…