İKİZ HİKAYELERİ 39 – ESMA TEKER

İKİZ HİKAYELERİ ‘nin 39.hikayesini , 8 yaşında Eda  ve 6 yaşında Eren ile Ela adında ikizleri olan 3çocuk  annesi  sevgili Esma paylaşıyor…

ikiz annesi esma teber

ikizannesiyim.com

Eda doğduğunda 26 yaşındaydım. Çok keyifli bir hamilelikten sonra 37 haftalık hamileyken 19 saat süren normal doğum beklentisi hüsranla sonuçlandı ve epidural sezaryen olarak ilk çocuğumu kucağıma aldım. Eda sevimli oldugu kadar yorucu bir bebekti. Ciddi bir uykuya dalamama, az uyuma problemi vardı ve bununla beraber yoğun gaz sancıları vardı. Anlayacağınız çok uykusuz bir dönem geçiriyordum.

Derken ikinci çocuk için çok ara vermeyelim dediğimiz anda doktorda bebek beklediğimi öğrendim. Eşimin acaba ikiz mi espirisine doktorla beraber güldükten sonra evimizin yolunu tuttuk. Şimdi nasıl olacak? Eda’nın uyku düzeni düzelir mi? diye düşünürken bebeğimizin kalp atışını görmek icin 10 gün sonra tekrar doktordaydık. Ultrason aleti karnıma değer değmez adeta bir ranza görüntüsüyle karşılaştık :)

Altlı  üstlü yerleşmiş  iki bebek görünce doktorumuz ” hemşire hanım sanırım bir önceki  hastanın kaydı kalmış şu aleti tekrar başlatabilir misiniz ? ” dedi ama tekrar karnıma koyunca da gerçek görüntü değişmedi :)

ikiz bebek bekliyormuşuz meğer ,eşim sevinçten havalara uçtu…Doktorumuz şaşkınlıktan konuşamıyordu…Bense şok geçiriyordum. Eda’ya bir kardeş nasıl olacak diye düşünürken 1.5 yaşındaki kızımın üstüne ikiz bebek geliyordu.Kafam karmakarışıktı. Eve gelip anneme söylediğimde uzun bir süre ikiz dememe rağmen algılayamayıp “Aaaa hayırlı olsun ne güzel ,ne güzel! “deyip durdu. Anneciğim anlamıyor musun ikizmiş deyince  ,hem şaşırdı hem de sevindi.

Sonrasında Allah’tan gelen bir hediye gözüyle bakınca artık keyfini çıkarma ve hayal kurma etabına geçtik diyebilirim  :) Eda’ya hamileyken çok hareketli ve rahat bir hamilelik dönemi geçirdim. Hatta son haftaya kadar düzenli gidiyordum. Bu hamileliği de onun gibi zannederek seyahate gittim. Henüz  3 aylıkken çok uzun süre yürüyemediğimi farkettim. 1 saat gezip 1 saat dinleniyordum resmen. İkinci seyahatimi de 6 aylıkken yine yurtdişina yapmıştık bu sefer de  hafif sancılar hissetmeye başlamıştım ama normaldir diye çok umursamadım. Bu arada karnımda iki kedi yavrusu taşıyordum sanki karnım bir o yöne bir bu yöne geriliyordu. Havalimanında İstanbul uçağını beklerken sabah ateşlenen Eda kusmaya başladı. Uçakta da içtiği suyu kusunca sanırım rota oldu diye düşündüm. Epey yorucu bir yolculuktan sonra hemen hastaneye gittik ve şüphemde haklıymışım ; Eda Rota virüsü kapmış bu sebeple de  3 gün hastanede serum alacaktı.Haliyle ben koca göbeğimle hastane odasındaki kanepede 3 gün geçirdikten sonra eve geldik tam da o sırada eşimin yurtdışına gitmesi gerekiyordu. Bu arada ilk bakıcımız da ise başlamıştı.Derken sancılarım arttı ve bakıcıyla doktora vardığımda erken doğum başlamıştı. Daha 26. haftadaydım, çok kötü olmuştum! Doktorum beni rahatlatmaya çalışarak iğne tedavisi ve dil alti hapıyla bu sancıları geciktirebilecegimizi söyledi. Nitekim öyle de oldu. Ben sancılara alıştım ama iki  günde bir nst cihazında kontrole gidiyorduk. Bir gece sancım çok şiddetlenince yine rutin kontrol diye eşimle  gittiğim Acıbadem Kadıkoy Hastanesi’nde doktorum ilk bebeğin sezaryanından dolayı  rahimdeki dikişin çok inceldiğini ve hemen bebeklerin alınması gerektiğini söyledi. Biz gayet rahattık, oysaki daha 31. haftadaydık. Bebeklerim gece saat 00.54 – 00.56 ‘da Allah’ıma binlerce şükür sağlıklı  bir şekilde ve iyi bir kiloyla dünyaya geldiler. Önce Eren doğdu, 2. dk sonra da Ela’m geldi. Çok minik ve çok güzeldiler. Epidural sezeryani tercih ettiğim için ( ki şiddetle tavsiye ediyorum) ilk ben gördüm bebeklerimi.

3 gün kuvözde kaldılar. Ela nefes almayı unutuyormuş dediler :) ilk gün sadece 5cc süt içebiliyorlardı. Ben sağıp yoğun bakıma gönderiyordum. 2. gün Eren yanıma geldiğinde kendi emmeye başlamıştı. 3. gün Ela da emmeye başladı ama çok küçük oldukları için az emip geri kalanını biberonla içiriyorduk. Yenidoğan sarılığı geçirdikleri için doğumdan 1 hafta sonra hastaneden çıkabildik. Eve geldiğimizde Eda çok sevinmişti daha doğrusu öyle görünüyordu :)

6 ay emzirebildim sonrasında ek mamaya başlamıştık. Bakıcı konusuna hiç girmeyeceğim çok şanssızdık :( Tam 9 bakıcı değişti ve her gelen gideni aratıyordu. Malesef çok çektik. Çocuklardan çok bakıcılar yordu beni… Allahtan temizlikte bana yardım eden evimizin yardımcı ablası Güneş vardı. En son gelen ve bizde 4 ay kalan Hanifeyi de sevmiştik fakat memleketine dönmesi gerekiyordu. Fakat ikiz bebek bekleyen anne adaylarına bu konuda en önemli  tavsiyem lütfen onlara gerçekten yardımcı olabilecek  kişilerin  ” anneanne ve babaanne” olduğunu hiç unutmasınlar!

 

Allah ikisinden de razı olsun! Haklarını ödeyemem çünkü bana her konuda çok yardımları oldu. İkizlerim 2.5 yaşına geldiğinde bakıcı yerine onları da anaokuluna göndermeye karar verdik .Anaokulu  deyip geçmemek lazım benim hayatımın en doğru kararlarından biriydi diyebilirim. Muhteşem bir müdür Ethel hanım ve harika bir eğitim kadrosu olan Suadiye Bilfen Anaokuluna başladılar. Çok çabuk adapte olup hem beni bakıcılarla yaşadığım sıkıntıdan kurtardılar hem de evde asla öğrenemeyecekleri kadar çok bilgi ve beceriler edindiler . Benim için artık hayat biraz kolaylaşmaya başladı ,o  yaştan itibaren 3 çocuk sahibi olmanın avantajlarını yaşamaya başladım. Birlikte oynuyorlardı,hiçbir yerde sıkılmıyorlardı  arkadaşa ihtiyaç duymuyorlardı. Belki de tek çocuk annelerinin en büyük  sıkıntısını bu sebeple hiç yaşamadım :)
Çocuklarıma ,eşim de ben de eşit davranma konusunda oldukça dikkatliyiz. Birçok klasik türk erkeğinden farklı olarak eşim oğlumuza asla ayrıcalıklı davranmıyor. Herbirine ayrı ilgi gösteriyoruz, herbirini farklı seviyoruz. Herbirinin farklı kişisel özellikleri var ve ona göre yönlendiriyoruz. En önemli şey ; çocuklarımızın” mutlu ” olması.
İkizlerimin doğumundan sonra benim özel hayatım annelerimiz sayesinde devam edebildi. Bazı akşamlar onlara bırakıp dışarı çıktık ,bazen kısa da olsa başbaşa tatile  gittik. Bazı tanıdıklarımızdan  nasıl olur çocukları nasıl bırakırsınız gibi  tepkiler almamıza rağmen  sağlıklı kalabilmek için buna her annenin ihtiyacı var diye düşünüyorum. Kısacası çocuklarımıza bağımlı yaşamıyoruz. Onları da bize bağımlı yetiştirmiyoruz. Bizim de tarzımız bu!
Biz 4kardeş olduğumuz için kalabalık  kahvaltılara zaten alışkındım ikizler de hayatımıza katılınca bu kalabalığı ve evdeki hareketi hiç yadırgamadım. Çoğu zaman kalabalık aile olmak tarifsiz keyif veriyor.
İkizlerin arasında ,zaten ayrı yumurta ikizi olduklarından ,farklı zamanda doğan iki kardeş kadar benzerlikleri olacağını  doktorum söylemişti. Ama bu kadar farklı olacaklarını  düşünememiştim. Ela, ablasına fiziksel olarak daha çok benziyordu. Eren ise bambaşka! Karakterleri de tipleri kadar farklı. Ela sanatçı ruhlu ,Eren ise doğuştan sporcu :)

Ela kırılgan ve hassas, Eren ise  ısrarcı ve dirayetli!
Kız ve erkek olmalarının getirdiği karakteristik farklılıklar da var tabiki. Kıyafette Eren daha rahat şeyleri tercih ederken ,Ela elbise giymeyi çok seviyor. Pantalon giymek onu çok rahatsız ediyormuş :) Tercihlerini genelde kendileri yapıyorlar.

Şuanda 1. sınıfa başladılar. Tabiki farklı sınıflardalar. Ela ödevler konusunda sorun yaşamıyor ama  Eren, mümkünse her yazdığı harften sonra mola vermek istiyor  :)

İkisi de şuanda aynı odada ranzada yatıyorlar fakat ilerleyen zamanlarda pedagogların da önerisi doğrultusunda odalarını ayırmayı düşünüyorum. Kızlara kendi istedikleri bir konseptte oda hazırlarken Eren’e de kendi istediği bir konseptte oda hazırlayacağız inşallah.

İkiz bekleyen anne adaylarına da en önemli  tavsiyem,bu özel dönemin  tadını çıkartsınlar ,zaman çok çabuk geçiyor,ikiz yetiştirmek hiç kolay değil fakat onların sağlıklı olması ,mutlu olması herşeye değer.

İyiki doğurmuşum onları, iyiki bize nasip olmuşlar. Bunun için Allah’ıma her zaman şükrediyorum!Biz evlatlarımıza Allah’ın emaneti gözüyle bakıyoruz elbette Onları en güzel şekilde yetiştirmek ilk görevimiz!