İKİZ HİKAYELERİ 38 – EVRİM ÇAKICI

17 Kasım Dünya Prematüre Günü nedeniyle bugün   İKİZ HİKAYELERİ ‘nde  , 28 haftalık doğan ikizler  Duru ve Kaan ‘ın hikayesi var.

Diğer Prematüre annelerine tecrübelerini aktarmak için  aynı zamanda prematureanneleri.com adresinde  blog yazan ikiz  annesi Evrim paylaşıyor hikayesini…

63435_786515758050269_3916507534281029110_n

 

Herkes gibi sakin, kendi halinde bir hayatı olan çifttik biz. Yaklaşık 4 yıl bebek sahibi olmak istemedik. Çalıştık, yedik-içtik, gezdik..Gönlümüze göre yaşadık. Evliliğimizin tadını çıkardık. ( İyi ki çıkarmışız! )

Yaklaşık 5 yıl sonra hamile kaldım.
Hamileliğimin 7. haftasında ikiz bebeğe sahip olacağımızı öğrendiğimde çok panik oldum, endişelendim, korktum ama çok sonra anladım ki yersizmiş o korkular… Değil sadece ikiz bebeklere annelik edebilmek, üstüne bir sürü sağlık problemleriyle de baş edebilirmişim meğer.. Meğer ben neymişim derim hep..
İkiz hamilelikle birlikte doktorum riskli bir gebe olduğumu söyledi ve beni daha sakin bir hayat sürmem konusunda uyardı. Yürüyüş yapmaktan vazgeçtim, sadece tuvalete kalkmama izin veriyordu. Mayıs ayında hamile kalmıştım. Sıcak ve uzun yaz günleri  evde yatarak çok zor geçti.
Tabii ilk hamileliğim olması nedeniyle çok  heyecanlıydım. Her şeylerini kendi  ellerimle hazırlamak istedim.

İkizler geliyor, evde aile büyükleri ve yardımcı derken çok kalabalık olacağız diye gebeliğimin  yaklaşık 22. haftasında ev değiştirdim.

Artık siz tahmin edin hazırlıkları… Bebeklerimin tüm eşyalarını ben seçmek istedim.  Bebek şekerlerini bile kendim hazırlamayı seçtim. Eşimin ” bırak uğraşma, hazır alalım! ”  ısrarlarına rağmen.. Düşünün bendeki heyecanı..
Hamileliğimin 28. haftasında sabah 05:00 gibi karın ağrısı ile uyandım.. Hafif geliyordu ağrı. Saat 10.00 gibi annem kahvaltıya geldi. Bebeklere aldığım kıyafetler henüz çamaşır makinasında yıkanırken aklımda günün ilerleyen saatlerinde onları yine kendi ellerimle ütüleyip dolaplarına yerleştirme fikri vardı.

Bebeklerimin eşyalarını almıştık ve artık yavaş yavaş  odalarını hazırlıyordum… Saat 12:00 gibi ağrılarım arttı. Eşime haber verip annemle hemen  hastaneye doğru yola çıktık. Evime yakın bir hastane kuvöz olmadığı için almadı! Zaten o sırada eşim geldi ve kendi doktorumun olduğu zaten doğum yapmayı istediğim asıl hastaneye geldim. Ama doktorum o sırada başka bir doğumdaydı ,hemşirelere ” gazım var ” diye bağırıyordum.. Meğerse doğum yapıyormuşum… Hemşireler doktorumu çağırdı ” Alihan Bey, gaz sancısı değil, Evrim hn.doğum yapıyor! ”… Bu sesler halen  kulaklarımdadır…

Tüm hastane  “bebeklerim kuvöze girmesin ” çığlıklarımla  inledi ama tabii tek derdimizin kuvöze girmek olmayacağını o saatlerde henüz bilmiyorum… Ne kadar ağlayıp, bağırsamda nafile 28. haftada ikizlerim Duru ve Kaan dünya’ya geldiler!

 

10805389_786506711384507_1085631511_n
Ama ne doğum! Sanki karnımdan bebeklerimi aniden çalmışlardı, benden izinsiz almışlardı!  Doğum sonrası bir süre şoka girdim. Hamilelik hormonları vücutta aniden düşmüştü ve bu durum benim  psikolojimi olumsuz etkiledi elbette.

 

Zorlu yenidoğan yoğun bakım günleri başladı..Doktorumuz malesef ani bir doğumla gelen Duru ve Kaan’ın yaşama ihtimalinin çok düşük olduğunu söyledi. Sonrasında da  yaşasalar bile yürüyemezler, göremezler gibi bir çok şey daha söyledi… Oğlum 77 gün, kızım 93 gün kaldı kuvözde…

Heyecanla ve özlemle, isteyerek beklediğiniz bebeklerinizin kuvözde kablolar içinde “yaşam savaşı”  vermesinin ebeveynler için ne kadar acı verdiği kelimelerle nasıl anlatılır bilemiyorum.. Ayrıca tek sorun bu da değil orası ayrı…
Akabinde  erken doğan bebekleri bekleyen farklı farklı  sağlık sorunları…Nerdeyse hemen hemen hepsini yaşadık biz diyebilirim… Kuvöz sonrasında da yıllarca  süren fizik tedavi programıyla bu zorlu mücadele devam ediyor aslında…
Bir bebeğin kendi kendine başını dik tutmayı, desteksiz oturmayı, ayakta durup yürümeyi öğrenmesi, prematüre sürecini yaşamayan anneler  için elbette çok sıradan ve doğal lakin bizler için öyle değil!

Ben saydığım tüm ” normal ” gelişim aşamaları için evde günde 5-6 saat sıkı bir fizik tedavi programı uygulamak zorunda kaldım. Herkes bebeği ile serbest ve bir o kadar keyifli zaman geçirirken biz hep çok çalışmak zorunda kaldık.Bunların yanı sıra geçirdiğimiz ameliyatlar,kontroller de  cabası..
Herşeye rağmen eşim ve ben hiç umudumuzu kaybetmedik. Hep güçlü olduk biz! Güçlü olmak zorundaydık! Parmak kadar doğan bebeklerimiz ,hayata tutunmak için mücadele ederken bizim bu durumdan şikayet edip, ağlayıp sızlammak gibi  hakkımız yoktu!Utanırdım minicik bebeklerimden… Onlar bize daha sabırlı olmayı, daha mücadeleci olmayı, daha az isyan etmeyi ve daha çok tevekkül etmeyi öğrettiler.

Eski günleri hatırladığımda nerde olursam olayım hiç farketmiyor o an gözlerim doluyor elimde değil! Beni ancak anneler anlar.. Ama şu bir gerçek, yaşadıklarım beni tekamül ettirdi. ..Öğrenmemiz gereken şeyleri öğrendik.
Her şeye rağmen ikiz bebek annesi olmak muhteşem bir duygu…Hep şunu söylerim;  herkes birden fazla çocuğa ,ayrı zamanlarda sahip olabilir ama ikiz-üçüz annesi olmanın hisettirdikleri bambaşkadır…
İkiz bebek arabası ile salına salına gezerken meraklı ve imrenen bakışların üstünde olduğunu bilmek her zaman iyi gelir insana…Ne zaman bunalıp daralsam, ikizlerimi ikiz arabasına koup yakınlardaki alışveriş merkezlerine atardım kendimi…Gezerken mutlaka tanımadığım insanlar yanıma gelir, benimle konuşmak için bir fırsat kollar,ikizleri sevmek isterlerdi :)
İkiz Annesi olmak anlatılmaz yaşanır…

Bir Yorum

  1. dubleanne
    18 Kasım 2014 at 14:40 - Reply

    Evrim Hanım, cidden yaşadıklarınız her insanın kolay kolay üstesinden gelebileceği şeyler değil. Allah size büyük kuvvet vermiş. Yavrularınızı size, sizi de onlara bağışlasın inşallah. Hikayenizi biliyordum ama her denk geldiğimde tekrar okuyor ve etkileniyorum. bebeklerini on gün küvezde beklemiş bir anne olarak benim yaşadıklarım bir ise sizinki bin. o nedenle cidden çok iyi anlıyorum. Allah kuvvet vermeye devam etsin size inşallah. takipçinizim.
    dubleanne