İkiz Anneleri Anlatıyor 29- Gülin Ağırman

İKİZ HİKAYELERİ ,Bursa’dan duble anne ile devam ediyor …ikizlerle yaşantısını anlatan bir de blog yazan (dubleanne.wordpress.com ) Ela ve Nil’in annesi sevgili Gülin paylaşıyor hikayesini…

 

 

Gülin-Nil-Ela  Ağırman

1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin? Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Doktor kontrolümüzde bebek kalp atışı dinlenecekti. Ben heyecandan biraz erken gitmiştim işten çıkar çıkmaz, eşim de kendi işinden çıkıp yetişecekti bana sıra gelene kadar. Ama beni kendi randevu saatimden daha önce aldılar,haberi ilk aldığımda yalnızdım. Açıkçası pek davul-zurna ile karşıladığımı söyleyemeyeceğim maalesef. Panik oldum ve ağladım. Sürpriz olmuştu çünkü. Tedavi ile olmadığı için beklemiyordum. O an kafamdan geçen, ya taşıyamazsam, ya iyi bakamazsam, ya erken doğarlarsa, ya sağlık sorunları olursa…
Bir sürü negatif senaryo beni resmen oradan oraya vurdu iki dakikada.

Ancak bir kesede kalp atışı varken birinde yoktu, doktorum “bir sonraki hafta tekrar gelin muhtemelen diğer bebeğin de kalp atışını duyarız” dedi. Biz ertesi gün başka bir doktora gittik. O da “sizin gebeliğiniz doğal olarak iki bebek ile başlamış ancak biri devam etmemiş, şu an %99.9 tek bebeğiniz var” dedi. Biz bu sefer tek bebeğimizi kaybetmiş olmanın şokunu yaşadık. Ancak iki hafta sonrasında kendi doktoruma gittiğimizde bu sefer iki bebeğimizin de kalbinin attığını öğrendik ama bu kez doktorum ikinci bebeği kaybedebileceğimi söyledi %50 ihtimalle.
Şok üstüne şok!!! Bizim bebek sayısı borsa gibi bir inip bir çıkıyordu özetle. Sonra araştırıp iyice uzman bir doktor bulduk ki doğumumu yapan doktorumdur, en sağlıklı bilgiyi kendisinden aldık. Yine de gebeliğim boyunca iki doktorla devam ettim ve tabi %99.9 tek bebeğiniz var diyene asla gitmedim yeniden
Doç. Dr. Murat Arslan; bize doğal olarak ikiz bebeklere hamile olduğumu, bebeklerimin 2-3 gün ara ile oluştuğunu bu sebeple farklı gelişim evrelerinde olduğunu, birinin kalbinin doğal olarak diğerinden önce attığını söyledi. Yüreğimize su serpti. Bize, sizinki olabilecek en sağlıklı ve güzel ikiz tablosu dedi. Beni çok rahatlatan şu sözleriydi ;
“bu bebek sahibi olma işinde biraz kaderci olmakta fayda var, biz elbette yeri gelince tıbbın tüm imkânlarını seferber ediyoruz ancak öyle tablolar var ki bazen ikiz olup zamanında ve sağlıklı doğum oluyor, bazen de tek bebek olup sorunlu gebelikle erken doğum oluyor”.
Bu dakikadan sonra benim için tüm gebelik tozpembe geçti!

İkiz aile hikâyemizde varmış meğerse ancak ben bilmiyordum, genetik olarak yatkınmışım. Eşim de bu duruma şaşırdı, benden daha çok sevindi hatta. Aileler de şaşırdı ve sevindiler. Anneannemin iki defa ikiz doğurduğunu ancak erken dünyaya gelen bebeklerin o yıllarda küvez vs imkanı da olmadığından yaşamamış olduklarını o zaman annemden öğrendim. Kısa sürede kendimi bu fikre alıştırdım ve bir daha asla ağlamadım. Şimdi iyi ki ikiz olmuşlar diyorum. Meğer Allah’ın bana en büyük lütfuymuş da bihabermişim . Kendimi çok şanslı hissediyorum. “Dubleanne” olmak bir marka gibi üzerime yapıştı ve bence bana da çok yakıştı :)

2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor, senin gebelik dönemin nasıl geçti? Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Müthiş bir hamilelik geçirdim, güzel deyip geçmiyorum sadece hakikaten de mükemmele yakın bir gebelikti benimkisi. Bulantı, kusma gibi sabah hastalıkları; kanama, açılma, kasılma vs gibi sorunlar, gebelik şekeri, tansiyon, mide yanması, ödemdi, varisti çatlaktı hiç ama hiç biri olmadı. Grip, sistit vs falan da olmadım; her hangi bir ilaç ya da antibiyotik kullanmak zorunda kalmadım. Tek bebek olsa bu kadar baldan tatlı bir gebelik yaşar mıydım bilemiyorum.

İşyeri diyetisyenimizin gözetiminde beslendim. Çok çeşitli yedim; asla hazır, gıda abur cubur ve katma değeri olmayan besin tüketmedim. Her sabah haşlanmış yumurtam, taze sıkılmış portakal suyum eşim tarafından hazırlanıyordu kahvaltım için. Balık, ıspanak, kırmızı et, meyveler her hafta muhakkak tükettim; ara öğünlerimde fındık, ceviz, bademi eksik etmedim. Haftada üç gün yüzdüm ve düzenli yürüyüş yaptım. Sırt ve bel ağrım son haftaya kadar olmadı sadece bir kez bacak ağrım oldu bir hafta istirahat ile atlattım. İlaç bile kullanmadım. Sürekli gezdim, haraketli yaşamımı kısıtlamadım;çarşı-pazar, eş-dost ziyareti, yemekler-brunch’lar, kızlarla toplaşmalar, alışveriş… Özetle hamileliğim nedeniyle kendimi hiç soyutlamadım hayattan. Benim bu aktif halimi görenler ikiz bebeklere hamile olduğuma inanamıyordu.

Psikolojik durumum yine fiziksel olarak mükemmel giden hamileliğime uyacak şekilde mükemmeldi. Hep mutluydum, hep huzurluydum hiç stres yaşamadım. Benim kötü ruh halimin onları olumsuz etkileyeceğini biliyordum; çok okumuştum gebeliğimin başından beri ilgili yayın ve kitapları. Zaten hormonların da yardımıyla insan resmen bulutların üstünde geziyor hamişken :)

3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını ve isimlerine ne şekilde karar verdiğini de paylaşmak ister misin?

34. hafta bitiminde maalesef erken ve sürpriz şekilde geldi kızlarım. Ela 2050 gr, Nil 2150 gr idi; 10 gün kuvözde kaldılar prematüre doğumları sebebiyle ancak makineye bağlanmadılar çok şükür ki.
İki doktorum olduğundan sık sık doktor görmekte, ultrasona girmekteydim. Ancak bu müthiş seyreden gebeliğimde ikisi de hiçbir erken doğum belirtisi görmemişti. Bir kere bile NST’ ye girmeme gerek görülmemişti. Kızlarımın ikisi de tek bebek gibi gelişiyorlardı içimde, çok iyi besleniyorlardı ve hatta önden önden gidiyorlardı iki tane oldukları halde. Doktorumun düşüncesi bu sebeple var olan alanı erken dolduran bebişlerimin erken doğuma yol açmış olabilecekleri. Sabaha karşı 4 gibi suyum geldi, Bursa Acıbadem Hastanesi aciline gittik. Açılma bile yoktu, kontrolde sıfır dendi. İlk defa NST’ye soktular. Epidural sezaryene karar verildi. Sabah 06:33 ve 06:34’de bir dakika ara ile doğdu minik kızlarım!

Kızlarımızın isimleri benim ve eşimin isimleri içinde geçiyor. Bu en büyük etken oldu. Daha kızlarımız karnımda iken isimleri koyduk. Nil ve Ela; kulağımıza sıcak gelen isimler. Özellikle kısa olmasınıve tek isim olmasını tercih ettik . İkizlerin bireysel gelişimi için isimleri ile hitap edilmesi çok önemliymiş; “ikizler” diye hitap edilmesinden. Eğer uzun isimler ya da ikişer isim kullansaydık birçok kişi onlara kısaca “ikizler” diyebilirdi! Şimdi herkes onlara isimleri ile sesleniyor “Nil ve Ela” diye. Bunun da önüne geçmiş olduk böylece.

4)Doğum sonrası “lohusalık dönemi” nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

Doğum sonrası ilk üç ay çok zor geçti. Kızların kuvöz süreci ayrı zordu, eve geçince prematüre bakımı ise başka bir zordu. İlk bir buçuk ay ziyaretçi kabul etmedik, bir odayı onlara ayırıp adeta karantina alanı yarattık. Steril edici solüsyonlarla yaşıyorduk. Prematüre testleri için iki minikle hastanelere taşınmak çok zordu …
Onları hasta etmemeye uğraşmak, bir taraftan bu yeni maratona alışmak…O dönem eşim de iş için sık sık İtalya’ya gidiyordu , sadece bir hafta ya da beş günlüğüne gelip geri dönüyordu . Her yük benim omuzlarımdaydı özetle. Depresyonun kıyısından döndüm anlayacağınız.
Çok güçlüymüşüm ben diyorum şimdi geriye dönüp bakınca, tek parça ve kalıntısız çıktım o lohusalık sürecinden. Dördüncü aydan itibaren ise çok şey değişti, ilk uzun mesafe seyahatimiz için Bursa’dan Ankara’ya gittik ailemin evine, gezmelere başladık, Ankara’da gezilecek köşe bucak bırakmadık, kızlar emmeye başladı, güllük gülistanlık oldu hayat onlarla ve şimdi hala artarak devam ediyor mutlu anlar.

Gebeliğimde spor yapmam ve diyetisyen kontrolünde olmam nedeniyle planlanandan az kilo aldım.Ayrıca gereksiz kilo alımını kontrolde tutma gayem iki bebeğe ek olarak taşınacak yükle bel-sırt ağrısı vs çekmemi engellemek içindi. Doğumla beraber 11 kilo verdim zaten; sonrasında da iki ayda 2 kilo gitti. Daha sonra yavaş yavaş kilo vermeye devam ettim ancak ağır bir diyet yapmadım süt verdiğim için.

5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı?Anne sütü ,devam sütü takviyesi ?Süt pompası kullandıysan hangi marka ve modeli tercih ettin?

Bebeklerim erken doğduğu için ve sezeryan olduğumdan sağdım, minik minik sütlerimi taşımaya başladım kuzularıma her gün hastaneye giderek. Tabi kuvözde oldukları için ancak onlar doğduktan dokuz gün sonra ilk kez emzirdim. Çok kuvvetli ememiyorlardı, güçsüzlerdi. Hep sağmak zorunda kaldım. Biberon kolaylığına alıştılar ve on dakika emzirip çekmem sebebiyle-doktorum o şekilde yönlendirdi-beni emmediler üçüncü aya kadar. Üçüncü aydan beşinci ay sonuna kadar emdiler çok şükür ancak yine de fazla sütü sağmaya devam ettim. İkiz bebeklerim olduğu için sütümü arttırmaya çok uğraştım ve başardım da. Bir buçuk bebeklik sütüm oldu hep şükür ki, hem emziriyordum hem sağıyordum o nedenle. Ek olarak deavm sütü de verdik ama anne sütünü hep daha fazla içmiş oldular mamaya göre. Beşinci aydan itibaren ek gıdaya geçince yoğurt, meyve püresi derken içilen mama oranı azaldı doğal olarak, anne sütü vermeye devam ettim.Dokuzuncu ayda da anne sütü bitti, gıdalarla çok güzel ve çeşitli besleniyorlar.

Ben Avent elektrikli tekli pompa kullandım ve çok memnun kaldım. Ameda, Medela, Spectra da denedim ancak hiç biri kendi pompamın yerini tutmadı. Bir kere pompa parçaları kaliteli olmalı, parça sayısı az olmalı ve kolay temizlenmeli; bunlardan kimse bahsetmez. Yüksek sıcaklıkta steril edilen bu aletler güvenli plastikten olmalı, hastane tipi pompalarınki çok adi. Avent’in parçaları BPA free ve kullandığım biberonlara uyumlu. Sağıp direk veriyordum. 180 ml Via kaplarda da süt saklıyordum, onları da biberona çeviriyordum. Şimdi yoğurt mayalıyorum içlerinde :)

6)Bebeklerin ne kadar süre senin odanda yattılar? Kendi odalarına ne zmn geçtiler?
İkisi aynı odada mı ayrı odada mı yatıyorlar?

Kızlarım ilk ay salonda, ikinci aydan altıncı aya kadar oturma odasında, sonraki iki buçuk ay benim yatak odamda kaldıktan sonra nihayet kendi odalarına geçtiler!Tüm evi geze geze gittiler anlayacağınız kendi odalarına. Bambu beşikleri vardı; çok memnun kaldık. İki tane olacağı için hem park yataklardan daha kibar, hem tekerlekleri ile oldukça pratikti. Gündüz de odadan odaya taşıyorduk duruma göre. Başta yatak odama almama sebebim de geceleri ben uyuyayım süt olsun diye annem ve kayınvalidem ile kalıyor olmalarıydı. Bu sayede bol süt ürettim kızlarıma ve işe yaradı, gece uykusu çok süt yapıyor tavsiye ederim!

Şimdi kendi odalarında, yani aynı odada sedir tipi yataklarında yatıyorlar. Baştan beri hiç ayrı odalarda uyutmadık birbirlerine alışsınlar diye. Çok fazla etkilenmiyorlar birbirlerinin sesinden, uyanmasından bu sayede. İleride eğer kendileri isterse ayrı odalara alabilirim kızlarımı ancak planım bir odada olmaları hep. Diğer bir odayı ise onlara oyun ve çalışma odası yapmayı planlıyorum.

7)Sana göre “İkiz annesi” olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir? İkizannesi olduğun için kendini farklı hissettiren hadiseler yaşadın mı?

İkiz annesi olduğum için çok ama çoook memnunum. Başıma talih kuşu konmuş resmen .
Bir kere farklı ve özel hissediyorum, aynı anda iki kız annesi olmak yeter ve tek sebep zaten. Herkesin kolay kolay üstesinden gelemeyeceği, tek bebekle bile zor yaşanan süreçlerden geçtim, kolaylıkla üstesinden geldim. Bu “öldürmeyen güçlendirir” hesabı, insanı kuvvetli ve dirençli kılıyor. Şimdi herşey vız gelir diyen bir iradedeyim. Biz tek bebekle zor yaşıyoruz size bravo valla deyince biri o keyif herşeye değer !

Ben kalabalığı severim, zaten tek çocukla kalmazdım. Ama tabi hamilelikti doğumdu özel ve zor dönemler. Şimdi ikiz sahibi olmakla bir defada yaşadım bitti ve holey tam dört kişilik koca bir aileyiz!! Bundan güzel şey var mı?

İkiz kızlarımla ben de “dubleanne” oldum . Onlar olmasa ben bu kadar anne olamazdım ve anne olmaktan bu kadar keyif alamazdım. Şimdi hamilelik sürecimden başlayarak ikiz kızlarımla olan annelik serüvenimi “dubleanne” blog’umda yazıyorum.

Zor yanı tabi sen ne kadar 100% onlara anne olsan da yine de her birine %50 anne düşüyor. Aynı anda ikisi de kucak isteyince iki kolum daha olsaydı keşke diye çok dedim ben de diğer ikiz anneleri gibi. Bir de tek bebekte sürekli annede olması, emip uyuması, başkasına muhtaç olmamak olayı eminim daha güzel bir duygudur. İkiz bebekle muhakkak bir başka kişiye muhtaçsınız. Benim kızlarıma tek başıma bakabilmem ilk sekizinci aylarında oldu kısa bir süre. İlk zamanlarda bu mümkün değil. Hele ilk üç ay. Zor olan da bu kısmı işte.

8)İkiz annesini en zorlayan mevzuda yani iki evladına da her anlamda eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı? Vicdan terazisi denen his sence gerçek mi?

Kesinlikle gerçek. Bunu en çok anne sütü ile yaşadım ben. Ve eşit davranabilmek için çok paraladım kendimi. Çünkü hak olayına zaten inanılmaz titizlenen biriydim hep. Kardeş hakkı diye bir şey var neticede, hep iki eşit parçaya bölmek zorundasın. Sağıp milimi milimine ölçerek koyuyordum iki biberona sütlerimi. Biri emip diğeri emmediği zamanda da kimin ne kadar süt alacağını ölçemeyeceğimden yine ikisini de emzirmeyi bırakıp sadece sağdım. Her şeyi ikisine sırayla yapmaya çalıştım; önce Nil’in altını değiştirdim sonra Ela’nın; bir sonraki turda önce Ela’nın sonra Nil’in.

İlk aylarda bu konuda daha sert idim ve çok yıpratıcıydı bu ancak zaman içinde daha gevşettim. Çünkü şunu yaşadım ki ben ne kadar eşit tutarsam tutayım benim dışımdaki bir sebepten ötürü denge bozulabiliyordu; ikisine uğraşıp sütü ikiye bölerim biri kusar sütün yarısını ziyan eder mesela. Ya da sütü ısıtır getiririm Nil içecek diye, içmez atacak değilim ya Ela’ya veririm baktım içiyor onun nasibiymiş içsin bari derim. Bir süre sonra kendileri belirlediler yani kendi haklarını ancak ben yine de hep eşit davranmaya devam ettim benden günah gitsin diye
“Kimsenin yiyeceği ekmek içeceği süt ,nasipten öteye geçmez” diye düşününce üzerimdeki stresi atmış oldum en azından. Yine dikkat ediyorum tabi elimden geldiğince ancak eskisi kadar değil! Bu dengeyi sağlayım diye uğraşmaya harcayacağım enerjiyi kızlarıma sarılmaya harcıyorum, bir birine sarılıyorum bir diğerine :)

9)Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Yardımcı çalıştırma konusunda ne düşünüyorsun?

Annem ve kayınvalidem baştan beri hep bana destek oldular. Ben işe başladım hala onlar bakıyorlar sırayla kızlarıma. İkisi de Ankara’da, ben Bursa’dayım, onlar gidip geliyorlar ikişer hafta düzeninde. Bir ara iki ay ben evdeyken bakıcı aldık ancak hiç memnun kalmadık, sorunlar yaşadık. Bir daha yabancıya kolay kolay güvenir miyim bilmiyorum.

Annemle kayınvalidem daha ben doğum yapmadan önce eşimin sık sık yurtdışında olması sebebiyle bizde kalıyorlardı sırayla. Baştan beri yavrulara da benim kadar yakın olduklarından kızlar onların kokusuna çok alışkın, anneanne ile babaanne anne yarısı oldular. Bu sebeple sıkıntı çekmiyoruz. Şimdi ikisi de kızlarımı çok severek ilgileniyor, hep konuşuyorlar, oyunlar oynatıyorlar, en önemlisi de kandan candanlar. Yani ailemizde benden sonra gelen ilk iki kadın kızlarım için. Daha ne isteyebilirim. Onların büyüttüğü evlatlar ben ve eşimiz zaten, torunlarına daha da iyi bakıyor olduklarına eminim. Allah onlara sağlık versin, hep bizimle olsunlar, kızlarımın güzel günlerini görsünler inşallah.

10)İkizlerden sonra,sen özel yaşamına nasıl devam ediyorsun?İşhayatından tamamen çıktın mı? Çalışıyor musun? Sosyal yaşamın neresindesin?Yoksa senin için halen duş almak ve kahve içmek büyük bir lüks mü?

İkizlerden önce hayli hareketli, sosyal ve bol gezmeli hayatımız vardı eşimle. Ben işyerimin fotoğraf kulübüne de üyeydim. Bolca gezer fotoğraf çekerdik. Bursa içi, şehirdışı, yurtdışı gezerdik her fırsatta.
İkizlerden sonra ise apartmanın hemen altındaki markete inmek veya karşıdaki eczaneye gitmek sosyal etkinlik gibiydi, oh be hava aldım diyordum. Duş almak ve kahve içmek işte o vakitler lükstü. Çoğunlukla sosyal yaşam akıllı telefonla sosyal paylaşım siteleri oluyor zaten bu dönemde. Ben de en ufak zaman diliminde bile telefona sarılıyordum. Süt sağdığım zaman bir elimde pompa bir elimde telefon vardı ve aynı anda yemek de yerdim…Eşim yurda döndüğünde beni bir yemeğe veya kahve içmeye götürürdü ama onun yurtdışında olduğu zaman daha fazla olduğundan bunları sık yapamadık. Birkaç kere arkadaşlarımla çıkabildim kahve içmeye.

Zaman içinde ikizlerle yaşamaya alışınca kendime ait daha çok zamanım oldu. İşe geri dönene kadar hayatımı düzene soktum, normalleştim. Her gün duş alacak, kahve içecek vaktim oldu. Kuaföre gidebildim, alışverişe gidebildim, spa’ya gidebildim. Bir ara kızlarıma yalnız bile baktım. Birkaç roman okuyabildim, “dubleanne” adlı blog’umu açtım ve oraya yazılarımı yazabildim. Kızlarımı güzel yetiştirmek adına internetten araştırmalara, site ve blog takip etmeye zaman ayırabildim. Evde onların fotoğraflarını çekmeye, arşivlerini oluşturmaya vakit yaratabildim. Tüm bunları evdeyken ikiz bebeklerimle ben yapabildim ama tabi annelerimin hep yanımda olmasının ve kızlarımın uyumlu tabiatının hakkını teslim edeyim şimdi.

İş hayatım devam ediyor, kızlar dokuzuncu ayı devirince işe döndüm. Ve işe dönmek bana çok iyi geldi Kendime ait dünyama dönmüş gibiyim. Kızlarıma ayırdığım vakit azalacak ama daha verimli bir anne olacağımı düşünüyorum. Bu nedenle ne olursa olsun annelere işe dönmelerini tavsiye ediyorum. Bir gün onlar kreşe başlayacak, çok kısa süre sonra okula, hele lisede kendi arkadaşları ve çevreleri ile olmak isteyecekler hep, sonra üniversite ile belki başka şehre. Bu sebeple biz kendi hayatımıza devam ediyor olmalıyız. Kızlarımıza kendi ayakları üzerinde duran güçlü anne imajını yaşayarak örnek olmalıyız. İmkân varsa altı aydan uzun süre onlara bizzat anne bakmalı. Ben özel sektörde çalışan biri olarak dokuz aydan fazla bunu başarabildiğim için mutlu ve şanslı hissediyorum.Bu sebeple işe pişmanlık yaşayarak dönmedim.

11)İkizlerle yaşama tam olarak alıştın mı? Gürültülü bir sabaha uyanmaya,kalabalık bir masaya oturmaya ve birden fazla çantayla dışarı çıkmaya hatta araba yolculuğuna ,tatile ,her türlü seyahate adapte olabildin mi?

Çok çok alıştım.Kızlarım doğdu doğalı kalabalık bir aile ortamındalar ve hepimiz birbirimize alıştık, bir düzen tutturduk gidiyoruz bakalım. Şimdilik sorun yok.
Yolculuk artık çok kolay bizim için. Bir çok işimizi pratiğe döktüm ve katma değeri olmayan işleri eledim. Elim çok hızlı. Kızlarımı hep ben yıkarım anneler ya da babamız yardımcıdır. Ben giydiririm, yemeklerini ben pişiririm, tırnaklarını ben keserim, masajlarını ben yaparım. Anne-bebek bağımız için doğduklarından beri özbakımlarını hep ben yaptım. Bu şekilde elim pratik yapa yapa çok hızlandı. Dışarıda da çok pratik şekilde alt değiştirme, besleme vs işlemlerini yapabiliyorum. Sorun yaşamıyoruz. Eskiden işe giderken bile yarım saatte hazırlanamayan ben şimdi on dakikada iki kızımı ve kendimi hazırlayıp kapı önüne koyabiliyorum Anne-bebek çantamız her daim gezmeye hazır şekilde kapı yanında bekler, pusetlerimiz de aynı şekilde. Dışarı çıkış ritüelimiz bellidir. Araba yolculuğunu çok seviyorlar, bu da hayatımızı kolaylaştırıyor.

12)İkizler için bebek arabası marka ve modeli tercihin nedir?İkiz arabası mı iki ayrı puset mi?

Biz Bebeconfort Loola-Up aldık iki tane ayrı. İkiz bebek arabası tercih etmedik. Ana kucağını ilk bir yıl iskelete takıp puset olarak da kullanmak mümkün bu modelde. Bir yaştan sonra asıl çocuk arabası başlığı takılacak iskeletine ve ayrıca araç için oto koltuğu alacağız. Ancak buaralar şu hafif baston pusetlerin bu kez ikiz modelini almayı düşünmekteyim. Şimdi onu araştırıyorum. Kısa mesafelerde daha pratik olacağını düşünüyorum.

13)İkiz sahibi olduğunu duyanların genellikle kimi zaman biraz da meraklı kimi zaman da acıyan negatif ifadeleri için ne düşünüyorsun?

Bak bu işte üzerine uzun uzun konuşulası bir konu. Nerden başlamalı? İlk sözümü “tüp bebek mi?” diye soranlara etmek istiyorum; ya tüp müp insanın kendi evladı değil mi? Tedavi ile olunca ne oluyor sanki onlar da candan kandan bildiğin evlat işte. Ne fark var anlamıyorum. Benimkiler tüp değil doğal ama tüp bebek de olabilirdi. Öyle arkadaşlarımız da var işte, kendi canlarından kendi genlerinden kendi karnında taşıdığı evlatlar. Bazen insanlar çok önyargılı oluyor ve yargısız infaz yapmayı çok seviyorlar. Çok sinir oluyorum böyle soranlara. Art niyet var gibime geliyor. Hele direk sormadan “aa siz iki tane embriyo mu yerleştirttiniz” diye peşinen tüp bebek olduğunu düşünenler.

İkinci grup “vah vah yandınız, ikiz çok zor ” diyen felaket tellalları. Bunlar bizim hayatımızda daha fazla denk geldiğimiz insanlar. Çocuk işi biraz şans, biraz genler ,biraz yetiştirme. Kimi bebekler var tek bebek ama sabahlara kadar ağlar, uyumaz, kolikli olur; kimi ikiz bebek ise uyumludur, yemeğini yer, uykusunu uyur, gezmeyi sever ki o başkalarının tek bebeğinden bile kolaydır. Allah yüzümüze gülmüş ki bizim kızlarımız ikinci türden; çok uyumlular, gezmeye bayılıyorlar, dördüncü aylarından beri kesintisiz gece uykuları var ve yemek sorununları yok !O nedenle zaten bizi görenler artık cevabını kendileri de almış durumda.

Üçüncü grup da maddi olarak vah vah edenler. Aman ikiz bebek çok masraflıdır vs..diyenlere karşın çok şükür bereketimiz arttı. Hep yardımcımız oldu aileler kızlarımızın hazırlık sürecinde ve sonrasında. İşimizde iyi şeyler oldu, bir yerlerden uçtu kaçtı geldi, hep bir artış oldu çok şükür rızkımızda hiç eksilme olmadı. Özetle kızlarımız gani gani bereketleriyle geldiler ve işimizi rast getirdiler. İnşallah hep böyle devam eder!

14) “Tek çocuk hiç çocuk” cümlesi senin için ne ifade ediyor? Tekrar çocuk sahibi olmayı düşünür müsün?
Bence de “tek çocuk hiç çocuk” ama tabi çocuk uslu ise; daha önce de dediğim gibi çocuğun tabiatı önemli
İki defa kızlarımın sadece birini alıp tek başıma hastaneye götürmüşlüğüm var. İşimiz bitince onunla hastanenin kafesinde oturdum kahve içtim, tatlı yedim, kitap okudum uzun süre, aman ne kadar hafiftim J Vallahi sanki tamamen yalnız gitmiş gibiydim. Ben sıra beklerken diğer ailelerin tek bebek ile üç yetişkinle geldiğini görüp gülümsedim. Bilmiyorum, aslında hiç tek bebek sahibi olmadım. Belki tek bebeğim olsa idi ben de kendi kapasitesinin farkına varamamış bir anne olacaktım ve yalnız başıma bir yere gitmeye sıcak bakmayacaktım.
İkinci soruya cevap vermeyim valla ben büyük konuşmaktan korkan biriyim. Şunu söyleyeyim; ikiz de benim seçimim değildi ama öyle oldu. Allah isteyene, çocuğu olmayana versin inşallah artık.

15)İkiz bekleyen annelere tavsiyelerin neler ?

İkiz bekleyen annelere ufak ufak tavsiyeler gönderdim diğer cevaplarımın içinde ancak birkaç cümle daha eklersem: hamileliklerinde bolca uyusunlar, son zaman çok gezmesinler ve 30. haftadan itibaren özellikle erken doğuma dikkat etsinler. İkiz gebeliğin en büyük sorunu erken doğumdur çünkü.
Hep pozitif olsunlar ya da olmaya çalışsınlar. İkiz bebeklerin uysal tabiatlı olması ne büyük nimet yaşarken anlıyor insan. Hamileliklerinin pozitif geçmesi geleceklerine yapacakları en büyük yatırımdır. Hiç negatif düşünmesinler, panik olmasınlar, kuzular öyle böyle dünyaya geliyor ve de büyüyorlar işte :)
Doğumdan sonraki ilk üç ay cidden zor olacak, bunu kabul ederseniz kendinizi buna hazırlarsanız daha iyi olur. Ama emin olun devamı çok güzel olacak.

Aşağıdaki boşluğu ne şekilde tamamlarsın?
İkiz annesi olmak şu hayatımda başıma gelen en en en güzel şey!