Çocuksuz ilk seyahatimiz Paris değil Hatay’a :)

Defne ve Derin doğduğundan beri ,eşim  iş nedeniyle yurtiçi ve yurtdışına defalarca seyahat etti ama ben uzunca bir dönem onları bırakmamın doğru olmadığını düşünerek hiçbir yere onlarsız gitmedim.

Hatta eşim son dönemde bir haftasonu Paris’e çocuklarsız gitmeyi planlarken biz kendimizi ilk çocuksuz seyahatimizi Hatay’a yaparken bulduk :)

Neden  mi?  Malum 8 Kasım Cuma günü kardeşimi, kısa dönem askerlik hizmetini tamamlaması  için Hatay’a yolculamıştık.
Yemin törenine  Defne ve Derin’i de alıp gitmeyi kafama koyduğumdan ,kardeşimi yolcularken kendisine de merak etme ayrılığımız kısa sürecek demiştim!

İşim dolayısıyla Anadolu’da sayısız şehir gezmeme rağmen Hatay’a hiç gitmemiştim ama yine de direk uçak seferleri olduğundan mutlaka kızlarımı da götürürüm sıkıntı olmaz diyerek planlar yapıyordum lakin benim planlarım suya düştü!
Annem ve babam ,daha önce hiçbirimizin gitmediği,konaklama imkanlarını vs. bilmediğimiz bir yere kış günü iki bebeği  götürmememin çok daha iyi olacağı konusunda beni ikna etmeyi başardılar!

Ve yemin törenine annemle babam yalnız gittiler!
Hangi yaşta olursan ol, ne kadar büyürsen büyü yine de insanın annesini babasını dinlemesinde fayda varmış hakikaten çünkü böylesinin bizim için çok daha iyi olduğunu  daha sonra eşimle gidince anladım.

Defne ve Derin’e  2.yaşları için 18aralık çarşamba günü, oyun grubundaki arkadaşlarıyla erken bir doğumgünü partisi yapıp haftasonu kızlarımı doğduklarından beri  ilk kez annemlere 2 gece bırakıp eşimle birlikte Hatay’a uçtuk!
Daha havalimanında birşeyler eksikmiş gibi hissetmeye başladım malum her seyahatte  iki çocuğu kollama çabası , aman çantaları unutmayalım derdi ,bebek arabalarını kapıda mı  yoksa valizlerle mi alsak psikolojisinden hemen ilk anda kurtulamıyor insan!

Sürekli eşime “Birşey  unutmadık değil mi ?” deyip durdum oysa kendi el çantam ve tek küçük bir valizimiz dışında başka hiçbir şey almamıştık!
Buarada uçak seyahatimiz yaklaşık 1s 40dk falan sürdüğünden ve çocuk oyalamak gibi bir derdim de olmadığından  “Mışıl Mışıl Uyuyan İkizler ,Mutlu Aileler” isimli kitabı bitirdim!Onu da ayrıca paylaşıyor olacağım çok yakında!

Hatay gibi bir şehri sakin sakin gezmenin yanısıra , benim için bu yalnız gezinin en önemli kazanımı ne derseniz;annesinden uzakta uslu uslu iki gün geçiren Defne ve Derin’in hiç sorun çıkarmadan annemde kalmalarından hareketle yeni seyahat planları yapıyor olmam :)

Çocuksuz seyahat nasıl mı?Hep birşeyler eksik gibi ama nereye gidersen git pek şahane :)

Hatay denince akla ilk gelen ; bu kutsal üçleme “Ezan,Çan,Hazzan”

Hakikaten Hatay inanılmaz kozmopolitan ve insanların birarada huzurla yaşayabildiği ender kentlerden biriymiş ben de gidip gördüğümde öğrendim!

Hatay’da Nerede kalınır?

Hatay’ın merkezinde Büyük Antakya Oteli’nde kaldık biz ,evet oldukça merkezi heryere yürüme mesafesinde Asi Nehri kıyısında ama temiz olmasına rağmen biraz eski bir otel!
Aslında bunlardan öte konaklama ile ilgili en önemli detay ; diğer sıcak güney şehirlerinde olduğu gibi ısınmanın malesef bu otelde de klimayla olması!
Elbette merkezi havalandırma olsa zaten böyle bir sorun olmaz ancak münferit ev tipi klimalarla ısınmak imkansız!
Bu demek oluyor ki ;ben şayet iki çocukla gitmiş olsaydım dönüşte muhtemelen üşüyüp hasta ettiğim iki çocukla geri dönüyor olurdum

Ne yenir ? Ne içilir? Neresi gezilir? derseniz;

İşte bunun  yanıtı resimlerde çünkü tıka basa tok hissediyor olsanız da  kebap ve künefe kokusu insanı baştan çıkarıyor ve kendinizi sürekli yemek yeme isteğiyle bir restoranda buluyorsunuz  :)
Aslında biri bir seyahate gittiğinde ,hep yediğin içtiğin senin olsun gördükleri anlat derler ama inanın bana ben sürekli bu lezzetleri gördüm gezerken  :)

Restoranlarında da hep en favori ana yemek elbette tepsi  ve kağıt kebabı ancak bir de bizim bildiğimiz usul kasap dükkanları var ; içinde hem et satışı yapılıyor hem de pişirilip servis ediliyor meşhur Pöç kasabı da onlardan biri işte!

Şehrin merkezinden geçen Asi Nehri ayrı güzel ama biraz daha temiz ve bakımlı olsa eminim bambaşka bir hava katar şehre.
En önemli ve turistik yerlerinden biri olan  St.Saint Pierre Klisesi bakımda olduğundan gezemedik ama meşhur çarşısında tüm dükkanları tek tek dolaştık! Koltuk satan da var çarşı içinde künefe yapan da …
Hatay Çarşısı
tadı kestaneyi andıran tatlı patatesler

Harbiye denilen bölgeye çıktığınızda şelalerden ciddi bir sıcaklık farkı hissediyor insan,burası malum savaştan önce Suriye’li halkın özellikle yazları akın ettiği yazlık belde konumunda olduğundan tamamen turistik!
İpek dokuma tezgahlarında halen eski usulde üretilen ipek şallar  ve defne sabunları hemen hemen heryerde karşılacabileceğiniz yegane turistik ürünleri Hatay’ın….

4 Yorumlar

  1. Ezgi Demirli
    16 Ocak 2014 at 17:29 - Reply

    Duygucum yemek kısmından sonrakileri okumadım okuyamadım içim el vermedi hemen uçak bileti alıp gidesim var.. Naptın sen yaaaa.. Paris bu kadar eğlenceli olamazdı bence ;)

    • Duygu Karataş
      17 Ocak 2014 at 14:52 - Reply

      2günde tüm yaptığımız yeme -içme inanki :)
      gitmeden önce bu kadar farklı ve güzel olabileceğini tahmin etmezdim hakikaten gidilip görülmesi gereken yerlermiş!
      çocuğu bırakan annelere tavsiye edilir :))

  2. the bircan
    16 Ocak 2014 at 19:59 - Reply

    hersey ne güzel *-* bloğumda beklerım..