#BlogFırtınası – 7.gün

Blog fırtınası kaldığı yerden devam;

En sevdiğiniz mevsimi anlatın denince ben kuşkusuz sonbahar derim!
Çünkü Eylül doğumlu biri olarak ne çok sıcak severim ne de çok soğuk!!!
Malum uçlarda yaşayan  insanları sevmediğim gibi uçlarda olan mevsimleri de sevmem ben !!!
Ben hep bahar olsun isterim yaz günü klima önünde oturup sıcaktan şikayet ederim ama kış gelince de ellerim burnum bir türlü ısınmadığından yakınırım!!!
Sonbaharda akşamüstü saatlerinde hafif rüzgarlar saçlarımın arasından eserken dumanı üstünde çayımı yudumlamanın tadına varırım hem de denize girebilmenin keyfini sürerim!
Üstelik sokak lezzetlerinden haşlanmış mısırla kestaneyi de birarada tadabileceğimiz tek mevsim de yine sonbahardır!
Kahveden sarıya lezzetli dingin bir turuncu renktedir üstelik sonbahar biraz hüzün biraz mutluluk taşır!
Dengelidir; tıpkı terazi burcu gibi ısıttığı kadar üşütür zamanı gelince!
Anne kucağı gibi şefkatlidir;kolaydan zora adım adım alıştırır bedeni de ruhu da…
Eskiler  İstanbul’da tayyör mevsimi (bahsedilen sonbahardır ) olmaz dermiş;aslında son dönemde pek haksız sayılmazlar mevsimler birbirine karıştı  gerçekten!

Ama yine de benim gönlüm hep sonbaharda :)

Bir Yorum

  1. Don Quichotte
    17 Aralık 2013 at 01:55 - Reply

    Yok öyle el gibi durma gül biraz,
    Sana gülmeler yaraşır,
    Yok öyle güz gibi soğuk olma,
    Güz ayrılık taşır…. Sonbaharın bir de,ayrılıklara atfedilen sogukluğu yokmudur ?? Hatta neredeyse hiçbirimizin bırakmak istemediği yaz mevsiminden bizleri koparıyor olması bile ayrılığın yani hüznün soğuk yüzüdür adeta.Belkide Hazan biraz da Hüzün’dür…