Akut Konjoktivit’e (bulaşıcı göz hastalığı) yakalandık!

2013 yılı biterken ,2.yaşlarını tamamlayan Defne ve Derin’i  Meningokök ve Hepatit A aşıları için doktora götürdüğümde aklımdan şöyle  geçirmiştim;
“Aman neyseki biz şu grip salgınına yakalanmadık! ”
Sanki bu gereksiz cümlenin hemen aksi çıkması şartmış gibi yeniyıl sabahına Defne’nin ishal olmasıyla uyandık!
Akabinde ateş,öksürük geliyor eyvahlar olsun ki grip galiba bizi buldu derken hiç öyle olmadı ,ishali 2gün içinde toparladı ama 3ocak sabahı sol gözünde hafif bir kızarıklık farkettim.
Kendi mi yaptı ,birşey mi kaçtı acaba derken bir de sulanma eklendi derken gelmeyince ataşehirdeki bir özel hastanenin  göz doktorundan randevu aldım.
Herkesin bildiği çapaklanma ve kızarıklık gibi basit bir teşhisle ve ona uygun tedaviyle bu hastaneden ayrıldığımda aslında daha da kötüye gideceğini ,yeşil koyu akıntıya dönüşüp gözde batma hissi vereceğini ,yanlış teşhis koyulduğunu ve en önemlisi virütik bulaşıcı bir hastalık olduğunu  malesef henüz bilmiyordum!

8ocak çarşamba sabahı Derin’i annemle oyun grubuna bırakıp Bağdat Caddesi’nde özel muayenehanesi olan bir başka  göz doktoruna daha götürdüm çünkü gidişhat hiç parlak değildi tedavi içime sinmedi ,etraftan duyduğum basit sulanma ve çapaklanma gibi görünmüyordu sanki hafif bir şişkinlikte başlamıştı Defne’nin gözünde.

Mikroskopla bakılmasına izin vermediği için basit bir muayene ile en azından bulaşabilme ihtimali olduğunu ,aynen grip ve diğer salgın hastalıklar gibi virüsle alınan bir rahatsızlık olduğunu öğrenip daha farklı ilaç reçetesiyle ayrıldım!
İşte ne olduysa o çarşamba akşamı oldu ,saat 20.30 sularında damlayı damlattıktan 5dk sonra başlayan ve yaklaşık 40dk süren ağlaması sonrasında Defne’nin sol gözü tamamen şişti elini gözünden çekemiyor ve farkettimki çocuk gözünü aralayamıyor!
Daha fazla ışık olan biryere geçip zorla açtığımda ise gözünün ak kısmında iki ayrı kan topağı gördüm ve o an söylediğim tek şey ;
“Allah’ım sen aklımı koru ,çocuğumun gözü kör oluyor heralde ”
Evet! bu kadar çünkü el ,kol kesildiğinde  kan akması kimseyi şaşırtmaz ama ben gözün bu şekilde  kanadığına bu yaşıma kadar hiç şahit olmamıştım.
Annem “saçmalama Duygu ,sakin ol! ” diyerek gözlüğünü kapıp hemen Defne’nin gözüne bakmak için yanıma  geldi ama onun da suratı kireç gibi  bembeyaz oldu biranda!
Sonrası ayrı macera …

Eşim yine bir iş seyahati gereği şehirdışında olduğundan annemlerde kalıyorduk ve babamla Defne’yi kaptığımız gibi çıktık!
Bir yandan araba kullanıyorum bir yandan da kulağımda telefon acil bölümünde uzman göz doktoru olan bir hastane arıyorum ,Altunizade Dünya Göz Hastanesi’nde uzman göz doktoru olduğunu öğrenip devam ettim lakin gittiğimde 45 dk sıra beklersiniz tek doktorumuz var dedikleri anda  dalga geçiyorsunuz heralde diyerek kapıya yöneldim ,arkamı döndüğümde gişedeki görevlinin
” iyi düşünün bu saatte başka yerde acil göz doktoru bulamazsınız!” demesi beni resmen çileden çıkardı ama sükunetimi koruyup bulabileceğimi söyleyerek oradan ayrıldım!

İstanbul’da ,Türkiye’nin en kalabalık ve en büyük şehrinde  Göz hastanesi adı altında nam salan bir kurumun  acilinde 45dk bekleyeceğime Çapa ya da Cerrahpaşa gibi Üniversite hastanelerine gidip beklemeyi kesinlikle tercih ederim.

Nitekim Haydarpaşa Numune Hastanesi içinde yeralan Sadık Eratik Göz Kliniği’nin acil bölümünde uzman göz doktoru olduğunu öğrenip oraya gittik.
Aklınızda olsun ,çocuk yetişkin farketmez herhangi bir sebeple göz aciline ihtiyaç duyarsanız bu hastaneyi değerlendirin mutlaka!
Hiç beklemeden muayene olup çıktığımızda hem Defne biraz sakinleşmişti hem de ben gözündeki durumun tam olarak akıbetini öğrenmiştim.

Akut Konjoktivit adı verilen gözden akan sıvının bir başka kişinin gözüne sürülmesi yoluyla hatta nevresim yastık kılıfı vs gibi şeylerlenden  de bulaşan  ,kılcal damarlarda kanamaya yolaçan ,virütik kesinlikle streril temizleme gerektiren uzun sürede iyileşen berbat bir hastalıktı.Gözlerdeki kılcal damarların kanaması sonucu kan birikmesinin görülebilecek bir tablo olduğunu ama durumun en riskli noktasında olduğunu hatta daha da kötüleşebileceğini öğrendim! Aklımdan daha ne kadar kötü olabilir ki diye geçirirken doktor tamamen şişip göz dışında yüzünde de şişme olabileceğini söyledi.

Saat 23.00 civarı eve geldiğimde dayak yemiş gibi yığıldım koltuğa bu çok normaldi aslında Defne’nin gözünde kan gördüğümde ömrümden ömür gitmişti zaten !

Oradaki doktor antibiyotik kullanması gerektiğini ama mutlaka dozunu çocuk hekiminin ayarlaması gerektiğini söyleyince ertesi sabah Kadıköy Acıbadem hastanesindeki kendi çocuk doktorumuz Ayla hn.a  ve bir önceki yaz kızlarımın  rutin kontrollerini yaptırdığım bir göz doktoru Prof.Mehdi Öğüt ‘e  randevu aldım.

Geciken tedavi doğru konulamayan teşhis beni doktorları da sorgular hale getirdi normal olarak!

Hatta bu rahatsızlık ilk çıktığında uygun saatte randevusu olmadığı için bu prof yerine başkasına götürdüğüm için kendimi de suçlamadım değil!

Ama bunu eşime söylediğimde biz de sonuçta bir uzman göz doktoruna götürdük nasıl yanlış teşhis koyacağını tahmin edebilirdik dediğinde aslında bunların tamamen annelik psikolojisi olduğuna karar verdim.

Neyseki bir sonraki gün herşey daha net ve daha kontrollü ilerledi işinin ehli iki doktor bize tüm detaylarıyla anlattılar bu hastalığı.
Üstelik Defne bu kez mikroskop ile muayeneye de izin verdiğinden göz kapağında ödem ,göz içinde kanama ,gözaltında morluklar tespit edildi ve silbaştan ama doğru bir tedaviye başlandı.

Çocuk doktorumuz 24,5ay sonunda ilk kez antibiyotik kullanmamız gerektiğini onaylayarak 5günlük kısa bir kür verdi.Defne de ilk kez bu göz rahatsızlığının daha farklı sonuçlar doğurmaması ve çabuk toparlanabilmesi adına antibiyotikle tanışmış oldu.

Beni de dikkatli olmam ve nelere dikkat etmem gerektiği konusunda uyardılar ama hastaneden çıkarken benim gözümde yanma ,kaşıntı ve sulanma zaten çoktan başlamıştı.

Evet hemen akabinde önce benim sağ gözüm şişti ve tamamen kapandı ,ardından eşimin iki gözünde sulanma ve yanma başladı neyseki Derin’e bulaşmadan kurtardık.
Düşünün sabah kalkıyoruz ve hepimizin gözleri fena şekilde kapanmış ,Defne nedenini doğal olarak anlayamadığı bir sebeple gözünü açamadığı için ağlıyor bense daha berbat vaziyetteyim :(
Buarada Derin’i kendimizden uzak tutmak için mesafeli davrandığımızdan ve onunla hep annem ilgilenilendiğinden bu süreçte dışlandığını hissettiği için sağlıklı ama çok mutsuz!

Aynaya baktıkça inanılmaz moralimi bozan resmen yüzümün şeklinin değişmesine neden olan başıma gelene kadar da neyin nesi olduğunu hiç bilmediğim bu hastalık bizi resmen  eve hapsetti.

Yaklaşık 10gün süresince her iki günde bir  dr kontrolü dışında dışarı çıkmadık malum elimi gözüme sürüp herhangi bir yere dokunduğumda virüslerinin 1-2 saat kadar orada canlı kalması ve başka birinin oraya dokunup elini gözüne sürmesi ile kesinlikle hastalığa yakalanıyor olması hoş değil!

Biz bu rahatsızlığı gerçekten en  ağır şekilde yaşadık,kendimize ait resimler o kadar kötüydü ki inanın ben bir kez daha hatırlamak istemediğim için hem de kimsenin felaket tellalı olmak istemediğim için paylaşmamayı daha uygun gördüm.

Konjoktivit ,pek çok farklı türü olan bir hastalıkmış  bir türü daha basit,yüzeysel kimi zaman alerjik yani polenlerden vs.kaynaklanabilen bir başka türü ise virüs ile bulaşan daha zor iyileşen .
Hatta kimi zaman kornea ya zarar verdiğinden geçici görme sorunlarına da sebep olabilen neyseki biz de bu olmadan bitti!
İşte bu sebeple zannedilenin aksine tüm konjoktivitler aynı olmadığından tedavi sürecinde   doktorumuzun bize uyarılarını paylaşıyorum;

  • Her çapaklanma sorununda bir antibiyotikli damla kullanıp hastalığı bertaraf edemeyeceğinizi bilin mutlaka bir göz doktoruna görünün
  • Özellikle akut konjoktivit rahatsızlığında sıvı sabun,kağıt havlu kullanımı ,yastık kılıflarının sık değiştirilmesi vs.gibi hijyen kurallarına özen gösterin
  • Asla çay ve pamukla temizlemeyin
  • Ellerinizi çok sık yıkayın
  • Eczanede satılan yetişkin ve bebek için ayrı tipte,tek tek paketlenmiş göz mendilleriyle temizleyebilirsiniz.
  • Bebeklerde çapakları ovuşturmadan ,serum fizyolojik sıkarak çapakları yanaklarından ya da gözaltından gazlı bezle toplayın.

Bu zor süreçte hep yazmak istedim diğer anneleri uyarmak için ama bir türlü elim gitmedi detaylarını anlatmaya çünkü çok uzun sürdü!
Neyseki biz atlattık şükürler olsun artık bitti!

7 Yorumlar

  1. Seyhan
    20 Ocak 2014 at 19:14 - Reply

    Ah Duygu çok üzüldüm büyük geçmiş olsun. Göz bu telafisi yok. Dünya gözde bizimde çok kötü tecrübelerimiz oldu hiç sevmem orayı. ömürden ömür gidiyor böyle şeylerde :(

    • Duygu Karataş
      21 Ocak 2014 at 11:01 - Reply

      Seyhan,gece vakti anne olarak hastaneden beklentim çocuğumun derdine çare olması ama onlar başka hesaplar peşinde malesef :( reklamlar sebebiyle ilk aklıma gelen orası oldu ama neyseki başka bir devlet hastanesinde hiç beklemeden muayene olabildi Defne’m…
      hatırlamak istemiyorum ama dediğim gibi göz acili diğer bildiğimiz büyük özel hastanelerde de olmadığından herkes duysun bilsin istedim
      tekrar teşekkürler

  2. tubanne
    21 Ocak 2014 at 00:00 - Reply

    Çok geçmiş olsun,insanın aklına gelmeyecek bir rahatsızlık,aydınlattığın için teşekkürler,Allah bir daha göstermesin,kuzuları korusun..

    • Duygu Karataş
      21 Ocak 2014 at 11:02 - Reply

      çok çok teşekkürler!
      Grip olmasın derken göz gribi olduk malesef :(

  3. SeaBelle Cinar
    21 Ocak 2014 at 10:35 - Reply

    Canım, büyük geçmiş olsun..Bende ilk defa duydum gerçekten de.. Hayretle okudum inan ki.Maalesef Allah hastahanelere düşürmesin diye boşuna söylenmiyor..Şükürler olsun ki zor günleriniz geçmiş.. Kocaman sevgiler sizee :)

    • Duygu Karataş
      21 Ocak 2014 at 11:03 - Reply

      çok çok teşekkürler!
      ben de bizzat tecrübe edene kadar bu derece zor ve bulaşıcı olduğunu bilmiyordum
      sevgiler

  4. Müge Ç.
    21 Ocak 2014 at 12:20 - Reply

    off çok geçmişler olsun okurken bile içim sıkıldı… allah beterlerinden korusun